Gemini Projesi

0

Gemini projesi, NASA’nın ilk Mercury uçuşları ile Apollo uzay programı arasındaki köprüyü oluşturdu.

Sovyet kozmonot Yuri Gagarin‘in 12 Nisan 1961’de gerçekleştirdiği tarihi uzay yolculuğu Amerika’nın kendine güvenini temelden sarstı. Eğer soğuk savaştaki rakipleri uzayda bu kadar ilerideyse, kim bilir başka neler yapabilirlerdi. Mercury programı Amerika’nın ilk yanıtı olabilirdi, ancak Başkan John F Kennedy daha uzun soluklu bir çözüm gerektiğini anlamıştı. Bu yüzden ABD’nin uzay politikasını daha cesur bir hedefle oluşturdu ve birkaç yıl için NASA‘nın uzay yarışında tekrar söz sahibi olabilmesini sağladı. Altı hafta sonra, kongrede yaptığı bir konuşmada yeni hedefi açıkladı: Amerika, Ay’a gidecekti!

NASA yetkilileri, bu hedefe ulaşmak için yeni teknikler ve yeni teknolojiler gerektiğini biliyordu. Daha güçlü yeni roketlere ek olarak, Ay’a insan ayağını bastırabilmek için uzay araçlarının uzayda manevra yapabilmeleri ve yörüngede kenetlenmeleri gerekiyordu. Bu manevralar, Mercury kapsüllerinin yeteneğinin çok üstündeydi. O sırada Apollo uzay araçları henüz tasarım aşamasındaydı. Ara dönem için bir uzay aracına ihtiyaç duyuluyordu. Bu araç uzun görevlerde birden fazla astronot taşıyabilmeli, yörüngede manevra yapabilmeli ve Ay’a giderken gerçekleştirilmesi gereken işlemlerin test edilmesine olanak sağlamalıydı. Bu yeni uzay aracı, Gemini projesiydi!

Temel ihtiyaçlar belirlendikten sonra Gemini uzay aracı inanılmaz bir hızla tasarlandı ve inşa edildi. Dışardan bakıldığında büyütülmüş bir Mercury kapsülüne benziyor olsa da, yetenekleri çok daha üst düzeydeydi. Basınçlı bir geri dönüş modülünde, kokpitte iki astronot yan yana oturuyordu. Kokpit, Mercury astronotları, özellikle Gus Grissom danışmanlığı ile tasarlanmıştı.

Bu koni şekilli uzay aracının arkasında iki bölüm daha vardı. Dönüş modülünün roketleri Dünya yörüngesinden geri dönüş için kullanılacaktı. Ekipman modülünde ise bataryalar, yakıt, su ve diğer malzemeler bulunuyordu. En büyük teknolojik gelişmelerden bir tanesi, sıvı oksijen ve hidrojen kullanarak elektrik üretebilen yakıt hücreleriydi. Hem ağır bataryalara ihtiyacı ortadan kaldırıyor, hem de daha uzun süreli uzay yolculuklarını mümkün kılıyordu. Üç bölümün de çevresindeki itici çıkışları sayesinde Gemini uzay aracı uzayda yönünü ve yörüngesini değiştirebiliyordu.

İlk Gemini uzay aracı 8 Nisan 1964’te Titan II roketi ile fırlatıldı. ABD’nin Titan balistik füzelerinden uyarlanmış olan bu roket basit ve güvenilir bir tasarıma sahipti. Gemini projesi boyunca kullanılan bu roketin yakıtı karmaşık ateşleme sistemine ihtiyaç duymadan, temasla alev alıyordu. Mürettebat yerine test ekipmanları yerleştirilmiş olan Gemini 1 Dünya yörüngesinde iyi sonuç verdi, ancak geriye dönecek şekilde tasarlanmamıştı. 1965 Ocak ayında gerçekleştirilen ikinci bir testte Dünya‘ya dönüş süreci denendi ve mühendisler uzay aracının atmosfere girişte nasıl davrandığını değerlendirme imkânı buldu.

Ciddi bir problem yaşanmayınca NASA, insanlı göreve olur verdi. Gemini 3, 23 Mart 1965’te, güvertesinde Grissom ve yeni bir astronot, John W Young ile fırlatıldı. Dünya yörüngesinde üç tur attılar ve uzay aracının sistemlerinin mükemmel bir şekilde çalıştığını gördüler. Tek ciddi problem, adına da problem denirse, Young’ın yanında getirdiği biftekli sandviçi sakladığı yerden çıkarıp Grissom ile mideye indirmesiydi. Bu hareketinden dolayı daha sonra uyarı cezası almış olsa da, Young harika bir NASA kariyeri yaşadı. Hem Apollo hem de uzay mekiği programlarında yer aldı. Daha cesur görevler için yol artık açılmıştı. Bu cesur görev, Gemini 4 oldu. İki yeni astronot, James McDivitt ve Ed White tarafından uçurulan Gemini 4, haziran ayında fırlatıldı ve uzayda dört günden biraz daha fazla kaldı. Bu görev sırasında astronotlar bir dizi deneyi başarıyla gerçekleştirdi, ancak yörüngede manevra yapmayı ve Titan II’nin son aşaması ile uzayda buluşmayı başaramadı.

Bu problem çok da önemli değildi, zira bu görevde White Gemini 4 kapsülünün kapısını açıp dışarı çıkmış ve uzayda yürüyen ilk Amerikalı astronot olmuştu. White “araç dışı görev” sırasında kapsüle bağlı kaldı, ancak uzayda serbestçe süzülürken elinde bulunan ve bir yöne gaz püskürtüp diğer yöne gitmesine imkân veren “zip gun” sayesinde manevra yapabildi. Her ne kadar Sovyetler Birliği ilk uzay yürüyüşünü birkaç ay önce gerçekleştirmiş olsa da, White’in daha uzun süren araç dışı aktivitesi daha iyi geçmişti ve Dünya‘ya bir astronotun uzayda süzülürken çekilmiş muhteşem fotoğraflarını gönderdi. NASA, uzay yarışında artık rakibine yetişiyor gibi görünüyordu.

Bu mesaj, Ağustos 1965’te fırlatılan ve uzayda sekiz gün geçiren Gemini 5 ile daha da sağlam verilmiş oldu. Sovyetler Birliği’nin Vostok 5 ile elinde bulundurduğu 5 günlük sürenin önüne geçmişlerdi. Bu görevde Mercury projesinin tecrübeli astronotlarından L Gordon Cooper ile yeni üye Charles “Pete” Conrad Jr tarafından gerçekleştirilmişti.

Ancak bu görevde her şey saat gibi işledi diyemeyiz. Yakıt hücrelerinde çıkan problemlerden dolayı elektriği idareli kullanmaları gerekti. İnsansız bir araçla kenetlenme planlanmıştı, bu yapılamadı ve yerine temel bir manevra testi gerçekleştirildi. Ayrıca bazı deneylerden de vazgeçilmek zorunda kalındı (Conrad sonrasında canının çok sıkıldığını, yanımda keşke bir kitap getirseydim diyerek dillendirmişti).

Gemini birçok açıdan başarılı olduğunu kanıtlamış olsa da, yörüngede buluşma ve kenetleme hala başarılabilmiş değildi. 25 Ekim’de fırlatılması planlanan Gemini 6’nın uzayda önceden gönderilen bir “Agena target vehicle” (ATV) ile buluşması planlandı. Mercury astronotu Wally Schirra ve meslektaşı Thomas Stafford fırlatma için koltuklarında beklerken, ATV’nin bir patlama sonucu yok olduğunun haberini aldılar.

Gemini 7’nin aralık ayında, 14 günlük uzun bir görev için fırlatılması planlanıyordu. Bu yüzden Gemini 6’nın gönderilmesi iptal edilecek ve yörüngede buluşma görevi bir sonraki yıla kalacak gibi görünüyordu. Tam bu sırada, Gemini 7 ekibinden Frank Borman ve Jim Lovell cesur bir öneriyle geldi: Gemini 6’nın buluşma hedefi olarak Gemini 7’yi kullanmak! NASA‘yı ikna etmek için biraz uğraşmak gerekti, ancak sonunda yetkililer onay verdi. Gemini 6 (kod adı Gemini 6-A olarak değiştirildi) 15 Aralık’ta, Borman ve Lovell’ın görev süresinin bitimine yakın, fırlatıldı. Bu sefer her şey yolunda gitti, Schirra ve Stafford Gemini 6-A uzay aracını Gemini 7’nin 30 santimetre kadar yakınına getirmeyi başardı.

Bir sonraki yıl Apollo uzay aracının test uçuşları başlayacağı için, 1966’da daha cesur Gemini görevleri gördük. Mart ayında uzaya gönderilen Gemini 8, ileride Apollo görevlerinde de yer alacak iki yeni astronotu taşıyordu: Neil Armstrong ve David Scott. Sonunda bir ATV ile başarılı bir şekilde kenetlendiler (Dünya yörüngesinde gerçekleştirilen ilk kenetlenme) ancak kısa bir süre sonra sıkışan bir itici yüzünden uzay aracı tehlikeli bir şekilde dönmeye başlayınca görevi kısa kesmek zorunda kaldılar.

Gemini 9-A (orijinal ekip bir uçak kazasında hayatını kaybettiği için yerine yedek ekip, Thomas Stafford ve Gene Cerman uçmuştu, bu yüzden kodu değiştirilmişti) görevinde de birkaç problem yaşandı. Uzay aracı haziran ayında kenetlenmek için ATV hedefine yaklaştığında, çevresindeki koruyucu kaplamanın düşmemiş olduğunu gördü. Bu durumda kenetlenmek imkansızdı. Cernan ayrıca uzay yürüyüşü sırasında kullanacağı “astronot manevra ünitesi” jetpack’ine ulaşamadığı için uzay yürüyüşü yapamadı.

Gemini programında yaşanan son problem bu oldu. Ertesi ay John Young ve Michael Collins ile uzaya gönderilen Gemini 10 hem kendisi için planlanmış olan ATV ile kenetlendi, hem de daha sonra ayrılarak Gemini 8’in ATV’si ile buluştu. Collins bir araç dışı aktivite gerçekleştirerek hasar görmüş uzay aracını inceledi. Gemini 11 görevinde Pete Conrad ve Richard Gordon 1.374 kilometre ile irtifa rekoru kırdı, hatta ATV ile uzay aracını birbirine bağlayıp birbirinin çevresinde yavaşça dönerek yapay yerçekimi oluşturmayı da başardılar.

On ikinci ve son Gemini görevi kısa ancak oldukça cesurdu. Buzz Aldrin ve Jim Lovell yörüngede geçirdikleri dört gün sırasında ileride Apollo görevlerinde kullanılacak olan buluşma ve kenetlenme tekniklerinin provasını gerçekleştirdiler. Buna ek olarak, Aldrin iki saat süren karmaşık bir uzay yürüyüşü yaptı. Kapsülün çevresinde yeni tutaçları kullanarak dolaştı ve uzayda tamirat sırasında kullanılacak teknikleri denedi. Gemini 12, 15 Kasım 1966’da Dünya‘ya geri döndü. Artık sahneye çıkma sırası, Apollo‘daydı.

Kaynak: All About History, NASA

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.