InSight Uzay Aracı

0

InSight Uzay Aracı; Son elli yılda Mars‘a birçok görev düzenlendi. Bunlardan bazıları gezegeni uzaktan görüntülemek için tasarlanmış yörünge araçlarıydı. Bazılarıysa yüzeyi incelemek ve farklı konumlardaki kayaları analiz etmek için yollanmış tekerlekli keşif araçları. Ancak şimdi yeni bir Mars görevi daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yaparak Mars‘ın içine bakıyor ve bize yalnızca gezegeni neyin oluşturduğunu değil, bunun ve diğer kayalık gezegenlerin nasıl meydana geldiğini söylüyor.

NASA‘nın InSight uzay aracı 5 Mayıs 2018’de California’daki Vandenberg Hava Kuvvetleri Üssü’nden bir Atlas V roketiyle fırlatıldı ve neredeyse 485 milyon kilometre yol kat ederek 26 Kasım 2018’de saat 11:52’de Mars‘a iniş yaptı. Mars zorlu bir yer ve düzenlenen birçok görev de başarısız olduğundan, InSight’ın da başarısız olma ihtimali vardı. Ancak her şey planlandığı gibi gitti ve sorunsuzca iniş yapıp görevine başladı.

InSight tıpkı NASA‘nın 2008’de Mars‘a yolladığı Phoenix iniş aracı gibi sabit bir araç yani yüzeyde hareket etmiyor. Onun yerine, Mars‘ın ekvatoruna yakın Elysium Planitia adlı bir noktaya iniş yaptı ve görev süresinin sonuna kadar da orada kalacak. Bu bölgenin seçilmesinin birden çok nedeni var. Her şeyden önce nispeten düz bir yer ve bu da hem inişi kolaylaştırıyor hem de bilim görevlerini yürütmeyi.

InSight, atmosfere girmesine yedi dakika kala, kendisini Mars‘a kadar taşıyan seyir roketini fırlattı ve atmosfere saatte yaklaşık 21.240 kilometre hızla girdi. Bu giriş sırasında oluşan ve 1.500 dereceyi bulan sıcaklığa karşı korumayı ise bir ısı kalkanı üstlendi.

InSight, atmosfere girişinden kabaca üç buçuk dakika sonra, yüzeye 12 kilometre kala, saatte 1.500 kilometre hızla inerken paraşütünü açtı ve üç dakika boyunca bu şekilde süzüldü. Bir yandan da radarıyla yere ne kadar kaldığını ölçüp üç adet ayağını açtı. Yüzeye 1,2 kilometre kala InSight 12 adet iniş motorunu kullanarak kendini yavaşlattı ve yüzeye saatte 8,7 kilometre gibi gayet düşük bir hızla indi.

InSight için işin eğlenceli kısmı yüzeyde başladı ve araç hiç zaman yitirmeden on yüzlü güneş panellerini açarak kabaca masa tenisi masası büyüklüğünde bir yüzey elde etti. İniş aracının sırtına dizilmiş çeşitli aletler ve donanımlar var. Bir robot kol, açık büfeyi andıran bu kısımdan gereken deney aletlerini alıp Mars yüzeyine yerleştiriyor.

InSight’ın Görevleri

InSight Mars‘ı yepyeni biçimlerde incelemek üzere tasarlanmış. Daha önceki görevler Mars‘ın yüzeyine odaklanmıştı ama InSight’ın odak noktası yeraltı; özellikle de Mars‘ın içinde ne olduğu ve iç kısmın Dünya‘nınkine ne derece benzediği. İki gezegen de kayalık ama Mars nispeten ölü ve tozlu bir dünya.

Yüzeyinin altıysa hiç öyle olmayabilir. O yüzden InSight, Mars‘ta dolaşan sismik dalgaları yakalayıp dinlemeyi deneyecek SEIS (İç Yapı için Sismik Deney) adlı aygıt Mars yüzeyine bıraktı. Bu dalgalar “Mars depremi” denen olgular tarafından çeşitli biçimlerde oluşturuluyor. Bunlardan biri, gezegenin yüzeyine meteor çarpması. Bir diğeri gezegenin soğudukça büzülmesi, diğeriyse varlığı tahmin edilen erimiş çekirdekten yükselen magma.

Bu dalgaları gözlemleyip hızlarını, frekanslarını ve büyüklüklerini ölçen sismometre, Mars‘ın içinde ne olduğunu kestirebilecek. Şu anda Mars‘ın çekirdeğinin sıvı mı katı mı olduğunu bilemiyoruz ve söz konusu deney bunu açığa çıkarabilir. Bir başka zamanda, muhtemelen silikon bakımından zengin olan mantonun ve daha az yoğun, kayalık materyalden oluşmuş kabuğun kalınlıklarını da bilmiyoruz. Mars‘ın tam olarak neden oluştuğunu ve nasıl yapılandığını bulmak bize sadece Kızıl Gezegen değil, diğer gezegenler hakkında da bir şeyler söyleyebilir.

Güneş Sistemi‘nde dört adet kayalık gezegen bulunuyor ama galaksinin başka yerlerinde bunlardan bir sürü bulmaya devam ediyoruz. Güneş Sistemi‘nde yalnızca tek bir gezegen (Dünya) yaşanabilir ve hoş bir yer. Mars‘ın oluşumunu ve yapısını anlamak, yüzeyinde bir zamanlar tıpkı Dünya‘da olduğu gibi bulunduğunu tahmin ettiğimiz Mars‘ın nasıl bu hale geldiğini anlamamızı sağlayabilir. Mars‘ın Dünya‘dan nasıl farklı biçimde oluştuğunu öğrenmek, kayalık gezegenlerin yaşanabilir olması için hangi bileşenlerin gerektiğini daha iyi anlamamızı da sağlayacak.

Bu çabada bize yardımcı olacak bir diğer aygıt da Alman Uzay ve Havacılık Merkezi (DLR) tarafından tasarlanan Isı Akışı ve Fiziksel Nitelik Paketi (HP3). Bu aslında Mars‘ın yüzeyine, daha önce hiçbir aygıtın olmadığı kadar derine (5 metre) çakılacak olan bir sonda. Bir motor, bir yayda gerilim yaratacak ve bu da bir çekici silindirik bir şafttan aşağı indirerek “köstebek” adındaki çiviyi yere çakacak.

Toprağın sertliğine göre bu 30-40 gün kadar sürecek ve 5.000 ila 20.000 arası çekiç darbesi gerektirecek. Sonunda çivi toprağa gömülecek ve maksimum derinliğe ulaşınca 14 adet algılayıcı, farklı derinliklerde sıcaklık ölçümü yapıp bu bilgiyi bir kablo üstünden aygıta yollayacak.

Neden peki? HP3’ün amacı, Mars‘ın içinden ne kadar ısının algılayıcılardan geçerken dışarı hangi hızda aktığını ölçmek. Isı akışının bir gezegenin “nabzı” olduğu düşünülüyor çünkü ısı, bir gezegenin jeolojisine biçim vermede, kanyonlardan dağlara kadar birçok şeyi oluşturmada elzem. Isı aynı zamanda suyu yüzeye taşımada rol oynayabilir.

Mars‘ın çekirdeğinin enerjisi tükeniyorsa bu aygıt bize Mars‘ın gerçekten ölmesine ne kadar kaldığını söyleyebilir. InSight’ın üstündeki son ana bilim göreviyse Dönüş ve İç Yapı deneyi (RISE). Ancak diğer ikisinden farklı olarak, bunun kendine ait bir ekipmanı yok.

Onun yerine, Dünya‘yla Mars arasındaki doğrudan radyo iletişimini kullanarak, Mars‘ın kendi etrafındaki dönüşü sırasında ne kadar sallandığını ölçecek. InSight, antenlerini kullanarak uzaydaki kendi konumunu on santim hata payı gibi bir hassaslıkla belirleyebiliyor. Bu da Mars‘ın dönüş ekseninden ne kadar saptığını bize gösterecek.

Bu çok önemli zira Mars‘ın çekirdeğinin büyüklüğünü bize gösteriyor. Daha önceki bulgular, Mars‘ın çekirdeğinin son derece yoğun ve muhtemelen kısmen ergimiş durumda olduğunu gösteriyordu. Ancak çekirdeğin büyüklüğünü tam olarak öğrenmek için uzun süreli gözlem yapmak gerekiyor. Yörünge araçları ve tekerlekli keşif araçları bunun için çok uygun değil çünkü hareket halindeler ama InSight tek bir noktada hareketsiz duruyor. Bu sayede de Mars‘ın çekirdeğine ilişkin birçok şey söylemesini, böylece genel olarak kayalık gezegenlerin iç yapısına ilişkin daha fazla bilgi edinmeyi umuyoruz.

InSight’ın kelimenin tam anlamıyla çığır açtığını söylemek yanlış olmaz. Araç yere çekiçle çivi çakacak, bir yandan gezegenin nabzını tutacak ve dönüşü sırasında ne kadar sallandığını ölçecek. İniş aracının birincil görevi 24 Kasım 2020’de tamamlanacak ve belki de o zaman geldiğinde Dünya‘nın diğer kayalık gezegenlere kıyasla evrende ne kadar özel bir yere sahip olduğunu öğreneceğiz. Belki de Mars bir zamanlar bizim gezegenimize sandığımızdan daha fazla benziyordu ya da gezegenimizin gerçekten bir benzeri yok.

Kaynak: How It Works, NASA

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.