Evren Neden Genişliyor?

0

Evrenin sürekli genişlemesinin arkasında gizli, görünmez bir güç yatıyor…

Evrenin üzerine küçük noktalar çizilmiş bir balon olduğunu hayal edin. Sönmüş bir balon, evrenin 13,8 milyar yıl önceki halini simgeliyor. Evrendeki her şey son derece yoğun, tek bir noktada toplanmış halde. Arkasından Büyük Patlama oluyor: Bir anda büyük bir enerji patlaması evreni havaya uçuruyor ve balon bir anda şişiyor.

Balon şiştikçe üzerindeki noktalar birbirilerinden uzaklaşıyor, ancak aynı balonun üzerine çizilmiş olduklarından aralarında başka bir madde yok. Evrenimiz de aynen bu balon gibi genişlemeye devam ediyor. Balonu genişleten içine basılan hava, evreni genişleten ise karanlık enerji!

Karanlık enerji genişleyen evren teorisinin bir parçası. Astronomi bilimi evreni genişleten bu güç üzerinde neredeyse yüz yıldır çalışıyor Bu enerjiyi anlamamıza yardımcı olacak bazı teoriler yok değil. Örneğin Einstein‘ın Genel Görelilik Kuramı, Hubble’ın kanunu ve kozmik mikrodalga arka plan ışıması (CMB) gibi. Bunlar şu anda genişleyen evren teorisini açıklayan yegâne kuramlar.

Büyük Patlama sonrasında evren temel olarak birbirine tutunamayan parçacıklardan oluşan sıcak, yoğun bir küreydi. Enerji çok fazla olduğu için parçacıklar birleşemiyor, en temel hidrojen molekülünü bile oluşturamıyordu.
Evren genişledikçe soğumaya başladı birbirine çarpan parçacıkların elektron ve protonları birleşerek hidrojeni oluşturdu. Bu olaydan kısa bir süre sonra salınan elektromanyetik radyasyon günümüzde CMB formunda görülebiliyor ve 1960’larda keşfedildi.

1920’lerde Amerikalı astronom Edwin Hubble uzaktaki galaksilerin bizden uzaklaştığını kanıtladı. Böylece, 13,8 milyar yıl boyunca oluşan atomlar, moleküller, yıldızlar, güneş sistemleri ve galaksiler arasında tek sabit kalan şey evrenin karanlık enerji sayesinde genişlemesi olduğu ortaya çıktı. Karanlık enerji evrenin yaklaşık yüzde 74’ünü oluşturuyor.

Son on yılda geliştirilen astronomi teknikleri bu genişlemenin hızını doğru bir şekilde ölçmemizi sağladı. Uzaklardaki, parlaklığı değişen yıldızları ve süpernovaları izleyen astronomlar galaksileri tespit etme ve bize göre hareketlerini belirleme imkanına sahip oldular. Bu tekniği kullanan Nobel Fizik Ödülü sahibi Adam Riess 2016’da evrenin inanılandan yüzde beş ila dokuz oranında daha hızlı genişlediğini ortaya koydu. Ancak bunların tümü, yeni bir teori geliştirilirse, değişebilir.

Teorinin Arkasındaki Adam

Albert Einstein‘ın Genel Görelilik Kuramı 20. yüzyılın başında yayımlandı. Herkes bu kuramı ve evrendeki rolünü anlamaya çalışırken, Edwin Powell Hubble patlamanın ardında ne olduğunu çözmeye çalışıyordu. Hubble, hayatını uzak galaksilerin hareketini anlamaya adamış bir Amerikalı astronomdu.

Edwin Hubble‘ın duyurusu 1929’da bilim dünyasına bomba gibi düştü. Bir dizi uzak galaksinin Samanyolu‘na göre uzaklığını ve hareketini ölçen Hubble, uzaktaki galaksilerin bizden yakındaki galaksilere göre daha yüksek bir hızla uzaklaştığını gösterdi.

Hubble galaksinin yakınlığının hızını düşürdüğünü gördü ve galaksilerin bizden uzaklaşma hızı artık “Hubble Sabiti” olarak adlandırılıyor. Gözlemsel kozmoloji çağını başlatarak çığır açan bu keşif, Einstein‘ın teorisine meydan okuyordu ve Dünya‘yı genişleyen evren fikri ile tanıştırdı.

Kaynak: How It Works

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku

G-B0ZQSMMP2T