Otoimmünite

0

Otoimmünite nedir? Bağışıklık sisteminiz her gün milyarlarca patojenle savaşarak hayatınızı kurtarıyor. Bu sistem olmasaydı dişlerinizi fırçalamak gibi basit bir eylemle bile vücudunuza ölümcül miktarda bakteri girebilirdi. Bununla birlikte, herkesin bağışıklık sistemi tam olması gerektiği gibi çalışmıyor. Bazı durumlarda, görevleri vücudu savunmak olan hücreler yanlış programlandıkları için vücut dokularına saldırmaya başlıyor. “Otoimmünite” denilen bu durum, çeşitli semptomlara ve hastalıklara yol açıyor.

Bugüne dek 80’den fazla otoimmün hastalık keşfedildi ama birçoğu aynı semptomları gösterdiği için doğru tanıyı koymak uzun sürebiliyor. Diğer olasılıkları elemek ve hastanın hangi otoimmün hastalıktan mustarip olduğunu belirlemek için çeşitli testler yapılması gerekiyor. Bu hastalıklar tamamen tedavi edilemiyor ama yıkıcı tepkiler yatıştırılarak hastanın yaşamı çok daha rahat hale getirilebiliyor. Bu amaçla, bağışıklık sistemi saldırıya geçtiğinde ortaya çıkan ağrı ve yangı en aza indiriliyor. Düzenli egzersize ve dengeli beslenmeye dikkat ederek sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmek de semptomların ve hastalığın olumsuz etkilerinin azaltabiliyor.

Bu hastalıkların hepsi bağışıklık sisteminin aynı temel eylemlerinden kaynaklansa da çok çeşitli semptomları var. Bazı hastalıklar vücudun belirli bir kısmını hedeflerken bazıları da neredeyse tüm vücudu etkiliyor. Bazı otoimmün hastalıklar insanı diğerlerinden çok daha fazla güçten düşürüyor. En yaygın olanlardan biri Tip 1 diyabet. Sadece İngiltere’de 400.000 kişi bu hastalıktan mustarip. (Henüz Türkiye’de yapılmış bir çalışma yok.) Tip 1 diyabette bağışıklık sistemi, pankreastaki insülin üreten hücreleri hedef alıyor. İnsülin, gıdalardaki şekeri enerjiye dönüştürmemizi sağladığı ve kan şekerini güvenli seviyede tuttuğu için oldukça önemli. Tip 1 diyabetlilerin vücutları insülin üretemediği için hastalar kendilerine insülin enjekte etmek zorunda.

Daha nadir görülen otoimmün hastalıklara tanı koymak daha zor. Bunlardan biri de Asherson sendromu. Bu bozukluk, vücudun her yerinde hızlı bir şekilde kan pıhtılarının gelişmesine yol açıyor. En şiddetli vakalarda saatler içinde birkaç pıhtı birden oluşabiliyor ve vücudun tamamında organ yetmezliği riski ortaya çıkıyor. Etkilenen alanlar çok olduğu için semptomlar da geniş bir yelpazede oluşuyor ve başka hastalıklarla çakışabiliyor. Bu otoimmün hastalık 1992’de tespit edildiğinden beri sadece 300 kişiye tanı konuldu. Saldırıya uğrayan hücrelerin neden pıhtıya neden olduğu konusunda araştırmalar sürüyor.

Otoimmün hastalıklar bağışıklık sisteminin temel ilkesini bozarak insanları her gün kendi vücutlarıyla savaşmak zorunda bırakıyorlar. Yaş, cinsiyet ve genetik fark etmeksizin herkeste ortaya çıkabiliyorlar ama kadınlarda daha yaygın görülüyorlar ve bazı durumlarda aileden gelebiliyorlar. Dünya çapında milyonlarca insan bu hastalıklardan etkileniyor ve sayılar artmaya devam ediyor. Oysa bu karmaşık insan hastalıkları hakkında hâlâ öğrenmemiz gereken çok şey var.

Kaynak: How It Works

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.