Triceratops

0

Triceratops adlı otçul dinozor cinsinin doğrulanmış iki türü var: Triceratops horridus ve Triceratops prorsus. Her ikisi de Geç Kretase döneminde (68-65 MYÖ) yaşamıştı ve tüm dinozorları yeryüzünden silen Kretase-Paleojen kitlesel yok oluş olayında varlıkları sona erdi.

Triceratops’lar gergedena benzeyen, tonlarca ağırlığında hayvanlardı. Erişkin bir Triceratops’un yedi ton civarında geldiği sanılıyor. 70 cm’yi geçebilen kemik boynuzları ve sağlam kemik fırfırıyla hem ağır zırhlı hem de çok güçlüydüler. Bu özellikleri sayesinde her iki Triceratops türü de olası avcılara karşı koymada başarılıydı: Sivri boynuzlarıyla hücuma geçip düşmanın vücudunda delik açabiliyor, kemiklerini kırabiliyorlardı.

Triceratops cinsi anatomik olarak da son derece ilginçtir. Vücudundaki birçok parçanın işlevi paleontoloji alanında hala tartışma konusudur. Bunun iyi bir örneğini, tipik bir Triceratops kafatasını analiz ettiğimizde görebiliriz. Kafatasının 2 metrelik dudak uçuklatan uzunluğunu bir yana bırakırsak, üç boynuzu ve oluklu, saçma denebilecek bir fırfırı vardır.

Geçmişte paleontologlar, cinse adını veren boynuzların ve fırfırın, yırtıcılara karşı savunma amacıyla kullanıldığını mantıklı bir şekilde öne sürdüler. Bulunan örnekler incelendiğinde dövüş yaraları, kesikler, delikler ve çatlaklar bulunmuştu. Ancak modern bilim insanları, hem kafatasındaki bu iki özelliğin hem de kafatasının sıra dışı uzunluğunun büyük ihtimalle kur yapma amacıyla evrimleştiğini de öne sürüyor.

Karşı cins, bu özelliklerin boyutuna ve şekline bakarak eşini seçiyordu. Ayrıca Triceratops’un fırfır sayesinde plakalarla kaplı Stegosaurus‘a benzer şekilde vücut sıcaklığını ayarladığını öne sürenler de var. Diğer ilgi çekici anatomik özellikleriyse kuş gagasına benzeyen büyük gagası ve kalçaları.

Aslına bakılırsa tam da bu özellikleri nedeniyle Triceratops cinsi, tüm dinozorları tanımlarken bir referans noktası olarak kullanılıyor: Tüm dinozorlar Triceratops’ların en son ortak atasının torunlarıdır. Dolayısıyla bu ortak ata, günümüz dünyasındaki kuşların da atasıdır. Şunu önemle hatırlatmalıyız ki modern kuşlar doğrudan Triceratops’tan gelmiyor, Triceratops’un tüm diğer dinozorlarla olan ortak atasından geliyor. Günümüz kuşlarının saurischia (kertenkele kalçalı) dinozorlardan geldiğini söyleyebiliriz

Triceratops’ların beslenme şeklini büyük ölçüde vücut şekli belirliyordu: Hem gövdesi hem de kafası yere yakın duruyordu. Hem bu etkenlerin hem de sahip oldukları dar gaganın ve sivri diş gruplarının bir sonucu olarak, her iki Triceratops türü de büyük ihtimalle bol miktarda eğrelti otu, palmiye ve sikad gibi alçak boylu bitkileri yiyordu. Bitkileri gagalarıyla koparıyor, sonra da lifli maddeyi dişleriyle parçalıyorlardı.

Triceratops’ların potansiyel avcıları, Tyrannosaurus Rex gibi etçil teropod dinozorlardı. Bu tarih öncesi devlerin günümüzdeki tasvirleri genellikle abartılı olsa da, üzerinde T-Rex ısırıkları olan Triceratops örnekleri gerçekten bulunmuştur. Hatta bir örnekte Triceratops’un kaş boynuzlarından biri tamamen kopmuştur.

Kaynak: How It Works

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.