Kalp

0

Göğsümüzde bir davul gibi atıp duran kalp, MÖ 4. yüzyıldan beri âlimlerin ve bilim insanlarının ilgisini çekiyor. Yunan filozof Aristoteles, kalbi odacıkları olan bir organ olarak tanımlamış, ama hatalı bir şekilde üç odacığı olduğunu söylemişti. İnsan vücudunun yeni yeni incelenmeye başlandığı dönemde Aristoteles’in başlattığı yolculuk binlerce yıl devam etti. Artık bu organı çok daha iyi anlıyoruz.

O zamandan beri kalbin 2-3 milyar kalp kası hücresinden oluştuğunu, bunların da kalbin dört odacığını meydana getirdiğini öğrendik. Bu çizgili hücreler, vücudun diğer kaslarındaki hücrelere benzer bir kasılıp gevşeme hareketi yapıyor. Dalgalanır gibi bir hareketle kasılan kalp kası hücreleri sadece kalpte bulunuyor ve organın doğal pompalama hareketini kolaylaştırıyor.

Kalp, bu dört odacığı doldurup boşaltarak kan dolaşımını sağlıyor. Bunun için de kapak görevi gören ince doku tabakalarından yardım alıyor. Bu kapakların şekli sayesinde, bir odacığa giren kan, bir sonraki odacığın kapağı açılmadığı sürece oraya sızamıyor. Kapağın açılması içinse kalp kasının kasılması gerekiyor. Peki, kalbiniz ne zaman pompalama yapması gerektiğini nereden biliyor? Neyse ki kalbimize bilinçli bir şekilde atma komutu vermemiz gerekmiyor. Aksi takdirde beynimizi başka hiçbir şey için kullanmazdık çünkü yaşamamız için kalbimizin yılda 35 milyon kere atması gerekiyor.

Kalbimiz beynimizden gelen komutlarla değil, “miyojenik tepki” ile çalışıyor. Nasıl ki beynimiz işlev görmek için elektriksel uyarılar alıyorsa kalbimizin de “sinüs düğümü“ denilen kendi uyarı gücü var. Sinüs düğümü, kalbin sağ üst odacığında elektrik uyarıları üreten küçük bir doku kütlesi. Bu uyarılar kalpte aşağı doğru yol alarak kalp kasının kasılmasına neden oluyor ve kanı bir odacıktan diğerine geçmeye zorluyor. Sinüs düğümü önce üst odacıkları uyarıyor, oradan alt odacıklara geçiyor. Elektrik uyarısı sinüs düğümünde yol alırken atriyoventriküler düğüm (AV) adı verilen başka bir düğüme ulaşıyor ve orada yavaşlamaya başlıyor. Uyarı, AV’yi geçtikten sonra His huzmesi denilen yoldan aşağı iniyor ve burada karıncıklara ayrılıyor. Bu elektrik yolculuğu sayesinde kalbin kulakçıkları karıncıklardan azıcık daha hızlı kasılıyor. Böylece kan karıncıkları dolduruyor ve bir sonraki kasılmada geri pompalanıyor.

Kalbin Oluşumu

Kalp, gelişmekte olan bir fetüste oluşan ilk hayati organlardan biridir. Peki, embriyonun gelişmesi işleyen bir kalbi nasıl yaratıyor? Gebelik sırasında kalp, gelişen embriyonun mezoderm (orta) tabakasında oluşuyor. Bu sürece kardiyogenez deniyor. Kalbi oluşturacak olan iki boru kaynaşıyor, şişiyor, bükülüyor ve kalp nihai şeklini alıyor.

Gebeliğin dördüncü haftasında kan akışı başlıyor. Altıncı haftada anne, bebeğinin ilk kalp atışlarını dinleyebiliyor. Bununla birlikte, ultrason cihazından gelen sesler gelişimini tamamlamış bir kalbin kalp atışları değil. Ebeveynler 12. haftaya kadar ilkel bir kalbin çırpınan hücrelerini duyuyor. Gebeliğin 12. haftasında ceninin kalbi artık tamamen gelişmiş bir kalbe benziyor.

Kaynak: How It Works

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.