Yoğun Bakım Ünitesi

0

Sağlık hizmetleri olmadan ne kadar dayanırdık? Hayatımızın tehlikede olduğunu anladığımız anda arayacağımız bir telefon numarası olmasa ne yapardık? Ya da insan vücudunun her noktasını bilen uzmanlara kendimizi güvenle teslim edebileceğimiz hastaneler olmasa? Hastanelerin her odası sağlığımızı korumaya ant içmiş insanlar ve aletlerle dolu ama duyguların zirve yaptığı, her eylemin büyük önem taşıdığı, çok özel bir yer var: yoğun bakım ünitesi (YBÜ).

Yoğun bakım üniteleri, hayati tehlike yaratan rahatsızlıkları olan hastaların izlenip tedavi edildiği özel servislerdir. Koşulları istikrarsız olan kişiler yoğun bakım ünitesine kabul edilir ve burada sürekli olarak izlenirler. Böylece, oluşan herhangi bir değişiklik kalıcı hasara yol açmadan önce hastaya müdahale edilebilir.

Yoğun bakım ünitesi, sağlık çalışanları dışında hiç kimsenin bulunmak istemeyeceği bir yerdir. Hasta sizseniz, organlarınızın yerini alan borular ve makinelere bağlı yaşıyor olabilirsiniz. Yok eğer hasta yakınıysanız, yatağın kenarına oturup sevdiğiniz kişinin kurtulmasını ummaktan başka yapacağınız bir şey olmayabilir. Yoğun bakım ünitesi, hiç şüphesiz çok gergin bir ortamdır. Mekanik bip seslerinin, alarmların ve yatakta yapılan operasyonların kaotik birleşimi; yatakta yatan hastanın sessizliğini bazen hiç bozmaz ve birkaç saniye sonra neler olacağını hiç kimse bilemez.

Bu yüksek öncelikli yataklardaki hastaların yatırılma nedenleri hiç beklenmedik şeyler olabileceği gibi, vücutlarının yavaş yavaş kötüye gittiğini fark eden hastalar yoğun bakıma yatırılmayı bekliyor da olabilir. Yoğun bakıma yatırılmanın farklı nedenleri olabilir: Ciddi bir ameliyat geçiren bazı hastalar doğrudan ameliyathaneden yoğun bakıma alınır. Kaza sonucunda vücutta ciddi yanıklar oluşması, kemiklerin kırılması ve organ yetmezliği de yoğun bakıma yatırılmayla sonuçlanabilir. Kalp krizi ve felç gibi ciddi bir kısa süreli rahatsızlık geçiren bazı hastalar da yoğun bakımda izlemeye alınır.

Bu özel servislerde çalışmak için birçok niteliğe sahip olmak gerekir. “Yoğun bakım uzmanı” denilen sağlık personeli, koşulların sürekli değiştiği bu yerlere uyum sağlama becerisine sahiptir. Kapıdan giren her vakaya müdahale edebilmeleri, etraflarındaki diğer hastalar yaşam savaşından galip çıkamasa bile yeni gelen hastalara bakmayı sürdürmeleri gerekir. Bu olağanüstü sağlık çalışanları yalnızca yoğun bakım alanında uzmanlaşmakla kalmaz, aynı zamanda kendi tıp uzmanlığı dallarına da sahiptir. İnsanların hayatına mal olacak hiçbir hataya mahal vermemek ve hayat kurtarmak için gereken tüm bilgileri edinmek adına yıllar süren bir eğitimden geçerler.

Çoğumuz ölümün çok uzakta olduğunuz düşünürüz ama gerçek şu ki ne zaman öleceğimiz belli değil. Hayat beklenmedik problemlerle dolu. Yine de hayata en zayıf şekilde tutunanların bile kurtulma şansı, yoğun bakım üniteleri sayesinde tarihte hiç olmadığı kadar yüksek. Bunu yenilikçi ve hayat kurtaran teknolojilere borçluyuz.

İnsan vücudunun nasıl çalıştığına dair bilgimiz arttıkça, düzgün çalışmayan her organın her işlevini taklit edebilen, verimli makineler geliştirdik. Aynı anda iki yerde olmamız hâlâ imkânsız ama akıllı elektronik duyu sistemleriyle hastanın durumundaki değişiklikleri anında tespit edebiliyor, alarm sistemleri sayesinde personeli hemen hastaya yönlendirebiliyoruz. Yoğun bakım ünitelerindeki teknoloji, ancak yılların eğitimine sahip insan zekâsıyla anlam kazanabiliyor. Makineler, derimizin altında olan biteni hızlı ve doğru bir şekilde uzmanlara aktararak daha doğru bir tedavi uygulamalarına yardımcı oluyor.

Yoğun bakım uzmanları zamanla deneyim kazanıyor. Daha önce yoğun bakımda gördükleri vakaları tedavi etmek daha kolay. Protokolü biliyorlar ve hastaların iyileşme şansını artıracak araçlar da ellerinde. Bu durum, vücut fonksiyonlarını sekteye uğratan tüm hastalıklar ve sakatlıklar için geçerli. Peki ama daha önce hiç görmedikleri bir vakayla karşılaşırlarsa ne oluyor?

COVID-19 pandemisi tüm dünyada yoğun bakım ünitelerine büyük bir yük bindirdi. Unutmamak gerekir ki herkes COVID-19’a odaklanmış olsa da yoğun bakıma alınan diğer hastalarda bir azalma olmadı, COVID-19 hastaları onların üzerine eklendi. Dünya bilinmezliğe gömülürken şiddetli bir solunum yolu hastalığıyla hastanelere başvuranların sayısı hızla arttı. Doktorlar ve sahip oldukları teknoloji, hastaların nasıl bir sorun yaşadığını kısa sürede tespit ederek solunum cihazıyla onlara solunum desteği sağladı. Bu da gösteriyor ki hastalığın sebebi ne olursa olsun, yoğun bakım ünitesindeki temel bakım ilkeleri hep aynı.

Kaynak: How It Works

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.