Jüpiter

0

Galileo Galilei 1610’da Jüpiter’i keşfettiğinde bu dev gezegenin Güneş Sistemi üzerindeki etkisinden muhtemelen haberdar değildi. Mars‘ın evrimini değiştirmekten dokuzuncu bir gezegenin oluşumunu engellemeye dek Jüpiter’in kütlesinin ve büyüklüğünün komşuları üzerindeki etkisi çok büyük. Bu etkilerin benzerini ancak Güneş‘te görebiliyoruz.

Jüpiter’in kütlesi ve bileşimi bir gezegeninkini değil de yıldızınkini andırıyor. 80 kat daha büyük olsaydı zaten yıldız sınıfına girmesi gerekecekti. Jüpiter’e kendi minyatür Güneş Sistemi‘nin merkezi gözüyle bakılabilir. Bugün bildiğimiz 50 uydu bu gaz devinin yörüngesinde dönüyor. Bunlardan en büyük dördü (Io, Europa, Ganymede ve Callisto) Plüton‘dan daha büyük.

Jüpiter’in yıldıza benzetilmesinin başlıca nedeni, neredeyse tümüyle gazdan oluşması. Su buharının üstünde asılı duran çok miktarda amonyak bazlı bulut var. Jüpiter’in üst atmosferinde doğudan batıya doğru esen şiddetli rüzgarın yarattığı iklim olayları, gezegenin fotoğraflarında gördüğümüz koyu ve açık renkli şeritleri oluşturuyor. Ne var ki gezegenin atmosferinin büyük kısmı hidrojen ve helyumdan oluşuyor.

Jüpiter’in kütle çekimi o denli fazla ki civarındaki gök cisimlerinin birçoğunun oluşumundan o sorumlu. Gaz devinin kütle çekim kuvvetiyle Mars‘ın büyümesini önlediği, Mars‘ın daha büyük olmasını sağlayacak olan maddeyi emdiği düşünülüyor. Aynı zamanda Mars‘la kendisi arasında bir gezegenin daha oluşmasını önleyerek asteroit kuşağının oluşmasına yol açtı.

Jüpiter’e ilişkin bildiklerimizin büyük kısmını, NASA‘nın 1973 tarihli Pioneer 10’uyla başlayan yedi uzay aracı görevine borçluyuz. Gezegenin yörüngesine giren ilk araçsa 1995-2003 yılları arasında Jüpiter’i inceleyen Galileo uzay aracı oldu. Galileo Jüpiter’in uydularını kirletmemek için gezegene çaptırıldı. 2016’da yörüngeye giren Juno uzay aracı ise göreve devam ediyor.

Atmosfer

Atmosfere 1995’te giren Galileo uzay sondasının doğrudan gözlemlediğine göre, atmosfer büyük oranda helyum ve hidrojen gazından oluşuyor.

Halkalar

NASA‘nın Voyager 1 derin uzay uydusu Jüpiter’in etrafında dönen halkalar bulunca gökbilimciler şaşırıp kalmıştı. Halkalar yalnızca güneş ışığında görülebiliyor.

Çekirdek

Jüpiter’in çekirdeğinde Dünya büyüklüğünde bir kaya var ama kalın atmosferin içini görmek mümkün olmadığından bu doğrudan gözlenemedi.

Manyetik Alan

Jüpiter’in manyetik alanı Dünya‘nınkinden 20.000 kat güçlü. Gezegenin hem kuzey hem de güney kutuplarında devasa kutup ışıklarına yol açan çok sayıda yüklü parçacık içeriyor.

Jüpiter’in Uyduları

Jüpiter’in şu an için bilinen 67 tane uydusu var. Jüpiter’in Galilei uyduları olarak bilinen dört büyük uydusu kaşifleri Galileo Galilei‘den sonra adlandırıldı. İo, Güneş Sistemi‘mizin en aktif volkanlara sahip olan gök cisimiyken, Europa ve Callisto’da ise büyük yer altı okyanuslarının olduğundan şüpheleniliyor. Ganymade ise Güneş Sistemi‘mizin en büyük uydusu.

Büyük Kırmızı Leke

Jüpiter’in en bilinen özelliklerinden biri, yüzlerce yıldır süren Dünya‘nın iki katından daha büyük olan fırtına. Kırmızılığın, Jüpiter’in iç derinliklerinden çıkan ve Güneş’e maruz kalınca kahverengine dönüşen bileşiklerin sonucu olduğu düşünülüyor.

Bir zamanlar gayet eliptik olan nokta, son yıllarda bilinmeyen sebeplerden ötürü iki yanından basıklaştı ve önümüzdeki yıllarda daire biçimini alması bekleniyor. Bu antisiklonik (yani gezegenin dönüşünün ters yönündeki) kasırga yakın zamanda sona erecek gibi değil.

Kaynak: How It Works

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.